ACE Nerenin Malı? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin gücü, insanlık tarihinin en eski zamanlarından itibaren biçimlenen kültürel hafızanın taşıyıcısı olmuştur. Kelimeler, sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda kimlik, güç ve tarih inşa etmenin temel aracıdır. Her bir kelime, geçmişin ve geleceğin sesi, toplumların unutulmuş isyanlarının yankısıdır. İşte bu nedenle, bir kavramın ya da bir nesnenin kökenini sormak, sadece fiziksel bir sorgulama değil; aynı zamanda kültürel, tarihsel ve edebi bir sorgulamadır. “ACE nerenin malı?” sorusu da, tam olarak böyle bir edebi sorgulamanın kapılarını aralayan bir sorudur. Kelime ve sembolün, bir kimlik arayışı içindeki toplumlar için ne denli önemli bir yansıma olduğunu…
Yorum BırakYazar: admin
Atipik ve Tipik Nedir? Bir Konya’lı Genç Yetişkinin Gözünden Farklı Yaklaşımlar “Atipik” ve “tipik” terimleri, günlük dilde sıkça karşılaştığımız ama çoğu zaman tam anlamıyla ne anlama geldiklerini sorgulamadığımız kelimeler. Her birinin farklı alanlarda kullanımı ve anlamı olabilir. Bir mühendis olarak bir konuya bakarken mantıklı, sayısal ve genellemeci bir yaklaşımım devreye giriyor; ama bir insan, yani duygusal tarafım devreye girdiğinde işler daha karmaşık hale geliyor. Hadi gelin, bu iki terimi farklı açılardan inceleyelim. İçimdeki mühendis ve insan arasında bir tartışma başlatalım. Tipik ve Atipik: Felsefi Bir Başlangıç Tipik, belirli bir normu, genelleştirilmiş bir örneği ifade eder. “Tipik” bir şey, çoğunlukla beklenen,…
Yorum BırakYalnızlık: Felsefi Bir Derinlik Hayatını tek başına süren bir insan, yalnızlıkla ne yapar? Onun dünyasında bir kaybolmuşluk, bir boşluk, bir varlık savaşı mı vardır? Yoksa bu yalnızlık, bir iç yolculuğa, derin bir düşünce evrenine açılan bir kapı mıdır? Belki de yalnızlık, insanın en derin, en özsel haline erişmesini sağlar; kim olduğunu, ne olduğunu, bu dünyada nereye ait olduğunu anlamasına yardımcı olur. Felsefi açıdan yalnızlık, bir yanda bireysel özgürlükle, diğer yanda toplumla olan ilişkiler arasında sürekli bir gerilim yaratır. Bu yazıda yalnızlık olgusunu etik, epistemolojik ve ontolojik açılardan inceleyeceğiz. Felsefenin bu üç temel perspektifinden bakarak yalnızlığın insan hayatına ne gibi kazançlar…
Yorum BırakAkciğer Hastalıkları İyileşir mi? Edebiyatın Dönüştürücü Gücü Üzerine Edebiyat, insan ruhunun derinliklerine inen, bizi kelimelerin ve anlatıların gücüyle dönüştüren bir sanattır. İyileşme ve şifa, sadece bedensel bir olgu değil, ruhsal bir yolculuktur. Bazen fiziksel hastalıklar, bir metnin içinde simgelerle anlam bulur ve insanın içsel dünyasındaki bozuklukları açığa çıkaran birer aynaya dönüşür. Akciğer hastalıkları gibi derin bedensel rahatsızlıklar, edebi metinlerde sıklıkla metaforlar aracılığıyla kendini gösterir; bazen bir karakterin içsel çöküşünün, bazen de toplumun sıkışmış soluklarının sembolü haline gelir. Edebiyat, bir anlamda bir hastalığın iyileşmesinin de en güçlü aracıdır. Her kelime, her cümle, bir tedavi şekli gibi, bir dönüşüm sürecini başlatabilir. Peki,…
Yorum BırakAile Terapisine Ne Zaman Gidilmeli? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, insanların yüzlerindeki ifadelere dikkat ediyorum. Hızla akan hayat, bir yanda gülümsemeler, diğer yanda ise yüzeyde gizlenmiş olan kırılganlıklar ve stresler barındırıyor. Çoğu zaman, yaşadığımız zorlukların, aile içindeki dinamiklerden kaynaklandığını fark ediyorum. Peki, aile terapisine ne zaman gidilmeli? Hangi durumlar, aile üyelerinin profesyonel bir destek alması gerektiğini gösterir? Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden baktığımızda, bu soruya verilecek yanıtlar, her ailede ve her bireyde farklılık gösterebilir. Çünkü her bireyin deneyimi, ailesinin yapısı ve toplumdaki yeri, terapiye olan yaklaşımını şekillendiriyor. Aile Terapisine Ne…
Yorum BırakAd Ne Demek İngilizce Tarih? Hayatımda bazen öyle anlar oluyor ki, tüm dünyadan kopmuş gibi hissediyorum. O anı yaşıyorken, bir sorunun peşinden sürüklenirken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Bu yazıyı yazarken de tam olarak böyle bir ruh halindeyim. Bir yandan küçük bir soru kafamda yankı yapıyor: “Ad ne demek İngilizce tarih?” Hadi, beraber bu sorunun peşine düşelim ve bir yolculuğa çıkalım. Hayal Kırıklığı: Bir Sorunun Başlangıcı Geçen gün, Kayseri’deki kafemde otururken, yanımda oturan bir arkadaşım bana bir soru sordu: “Ad ne demek İngilizce tarih?” Bu soru beni bir anda duraklattı. İlk başta, içinde bir parça heyecan ve merak hissettim çünkü hepimizin…
Yorum BırakAerodinamik Mühendisi Ne Yapar? Felsefi Bir Bakış Hayatın her yönü, bir soru ile başlar; bir soruyla arayışa çıkılır, bir keşif yapılır. Kim olduğumuzu, ne yaptığımızı ve neye inandığımızı sorgulamak, insanlık tarihinin en eski alışkanlıklarından biridir. Peki, insanın yarattığı dünya ve onunla kurduğu ilişki ne kadar doğru ve anlamlıdır? Bilim ve mühendislik bu soruları yanıtlamak için yalnızca araçlar değil, aynı zamanda insanın doğayla, teknolojiyle ve insanlıkla kurduğu ilişkileri de şekillendirir. Aerodinamik mühendisliği, bu ilişkiyi en derinden sorgulayan alanlardan biridir. Bir aerodinamik mühendisi ne yapar, yalnızca teknik bir soru mudur, yoksa insanın doğayla kurduğu ilişkiyi anlamaya yönelik bir arayış mıdır? Etik Perspektif:…
Yorum BırakOkul Yoklama Sistemi Ne Zaman Kapanıyor? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Okul yoklama sistemi, çoğu zaman öğrencilerin gözünden sadece bir formalite olarak geçer. Ancak, bu basit görünen sistemin ardında çok daha karmaşık psikolojik süreçler yatar. İnsan davranışları, düşündüğümüzden çok daha derindir. Özellikle okul gibi yapılandırılmış bir ortamda, yoklama sistemi, sadece öğrencilerin fiziksel varlıklarını kaydetmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal, bilişsel ve sosyal süreçlerin bir yansıması olur. Öğrencilerin yoklama sırasında hissettikleri ve bu sistemi nasıl algıladıkları üzerine yapılan araştırmalar, aslında okuldaki etkileşimlerinin ve motivasyonlarının temel unsurlarını da ortaya koyar. Beni hep meraklandıran bir soru vardır: İnsanlar, yalnızca fiziken var olduklarında mı bir toplulukta…
Yorum BırakGeçmiş, bugünün gölgelerinde şekillenen bir harita gibidir; her bir dönemeç, yalnızca tarihsel bir referans noktası değil, aynı zamanda şimdiki zamanın derinliklerine ışık tutan bir ayna işlevi görür. Tarihi anlamadan bugün hakkında kesin bir yargıya varmak, rüzgârı anlamadan denizin nasıl şekillendiğini çözmeye çalışmak gibidir. Bu nedenle, tarihsel olayların ve bireylerin izini sürmek, günümüzdeki sosyal yapıları, kimlikleri ve kültürel dinamikleri daha iyi kavrayabilmek adına önemli bir adımdır. Bu yazıda, “Feyza” gibi özel isimlerin tarihsel bağlamda nasıl bir anlam taşıdığına, onların toplumsal ve kültürel dönüşümlere nasıl bir ayna tuttuğuna odaklanacağız. Feyza: Özel Bir İsim ve Toplumsal Anlamı Feyza, Türkçe’de sıklıkla karşılaşılan bir isim…
Yorum Bırak52 Günde Ölüye Ne Olur? Bir Psikolojik Mercekten Bakış Hayatın ne kadar kısa olduğu hakkında sürekli bir hatırlatma vardır; zamanla, kayıplarla, belirsizliklerle yüzleştiğimiz her an, bu gerçeği daha derinden hissederiz. Ancak, ölümün ne anlama geldiği, onu nasıl algıladığımız ve kayıplarla baş etme süreçlerimiz, psikolojik olarak bizler için derin bir anlam taşır. İnsan beyninin, ölüm gibi karmaşık bir kavramla nasıl baş ettiğini merak ettim. Bu yazıda, 52 günde ölüye ne olur? sorusunu, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji açılarından inceleyeceğiz. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Ölüm Bilişsel psikoloji, insanların nasıl düşündüğü, bilgi işlediği ve dünyayı nasıl algıladığı ile ilgilenir. Ölüm, insanın bilişsel süreçlerinde derin…
Yorum Bırak